| Salih Keskin ile İnovasyon ve Beyin Gücünü Geliştirme Atölyesi |
![]() İNOVASYON İnovasyon popüler bir başlık ve ilgi gören bir kavram. Söylemeliyiz ki bu kavramların hak ettiği yeri bulabilmesi de o kadar kolay değil. Ancak bazı yöntemler var ki bunlar uygulanırsa eğer belki hak ettiği yere doğru belki biraz yol alınabilir. Bu yöntemler bir çok ilerlemiş ülkelerde çoktandır uygulanma safhasında olan çalışmalardandır. Bu çalışmaları aşağıda biraz özetlemeye çalışalım. Hayal: Geleceğin bu günden çok daha çetin geçeceğini biliyoruz. Bundan sonra formel düşünce tarzlarının ve de düşünme kalıplarının, yeni gelişmeleri karşılamada yetersiz kalacağını; sadece bilginin, geleceğe dönük perspektif oluşturma, açılım geliştirme konusunda bize yetmeyeceği gerçeğinin farkında olmamız gerekmektedir. Bilgi toplumunda bulunmaktayız. Bundan sonraki toplumun adı, hayal toplumu olacaktır. Çünkü hayal, olanaksızı düşünmemizi sağlar. Buna dönük açılımlar geliştirmemizi kolaylaştırır. Ve yine bundan sonraki dönemde bilgiye ulaşmak değil onu yorumlamak ve de duyguyla yoğurmak oldukça önemli hale gelecektir. Önümüzde ki dönem hayal gücü ve sezginin teknolojik, demografik ve jeopolitik gelişme parametreleri kadar bir önemde değerlendirmelere tabi tutulacağı bir dönem olacaktır. Çünkü Aklın çalışma formatında çeşitli değişiklikler olacak ve yarış insan aklının sınırlarının zorlanması üzerinden yapılacaktır. Hayal gücü, herkeste doğuştan gelen bir kabiliyettir. Ancak günümüz şartları ve özellikle eğitim sistemi, bizlerin yaratıcılık yeteneklerini köreltmiştir. Fakat buna karşın bütün dünya kreatif kişilikler üzerine yatırım yapmakta ve insan zihninin yaratıcı özelliği zorlanmaya çalışmaktadır. Hatta bazı büyük firmalar şimdiden hayal departmanı bile kurmuşlardır. Hayal gücünü kullanabilme becerisi, kişinin günlük yaşantısını bir dönüşüme uğratacak ve işi dâhil tüm yaşamsal alanlarında etkisini gösterecektir. Bütün bunlar şunu göstermektedir; insanların artık başarılı olabilmeleri için sadece aldıkları eğitim ve zeki olmaları yetmeyecektir. Aynı zamanda, düşünce alanında yaratıcı olmaları ve risk alma konusunda cesur davrananlar ileriye dönük olarak ön plana çıkacaklardır. Hayal gücünü kullanabilme becerisini engelleyen etkenlerden bazıları şunlardır: 1-Duygusal etkenler; İnsanlar bazen duygularına aykırı gelen, hoşlanmayacakları durumlarla karşılaşmak istemez. Bu da yaratıcı düşünmeyi engellemektedir. 2-Kültürel etkenler; Toplum değerlerine ve mevcut kalıplara aykırı gelebilecek gerçeklerin ortaya konması oldukça zordur ve tepki geleceğinden çekinilir. 3-Algısal etkenler; Duyu organlarımızın yanılması da yaratıcı düşünmemizi engelleyebilir. Yani tüm iş ortamlarımız bize belli bir sistematik çerçevesinde çalışmam imkânı sunmaktadır. Bunun dışına çıkabilecek kreatif davranışlar ve de fikirlere çok sıcak bakılmamaktadır. İnovasyon Nedir? En basit tanımıyla İnovasyon, farklı, değişik, yeni fikirler geliştirmek ve bunları uygulamaktır. Bu fikirler, daha önce çözülmemiş sorunları çözmek veya daha önce karşılanmayan ihtiyaçlara cevap vermek amacıyla geliştirilebilir. Ya da zaten var olan pek çok ürün ve hizmeti daha güzel, daha kullanışlı, daha çok insanın işine yarayacak hâle getirmeyi amaçlayabilir. Bu fikirlerin hayata geçirilmesi ve ortaya ürün, hizmet veya iş yapış yöntemlerinin çıkarılmasıyla ve ardından bu ürün ve hizmetlerin satılmaya veya iş yapış yöntemlerinin uygulanmaya başlanmasıyla İnovasyon yapılmış olur. İnovasyon süreci, bilginin ekonomik ve toplumsal faydaya dönüştürülmesi olarak tanımlanır. Bu nedenle de teknik, ekonomik ve sosyal süreçlerin oluşturduğu bir bütündür. Bireylerde ve toplumda değişime olan istek, yeniliğe açıklık ve girişimcilik ruhuyla özdeşleşen bir kültür gerektirir. İnovasyon Örnekleri: İnovasyon Neden Önemlidir? Bir firma, yıkandığında buruşmayan, dolayısıyla da ütü gerektirmeyen kumaş geliştirip üretir ve satarsa İnovasyon yapmış olur. Başka bir firmanın daha iri, bol ürün veren, hastalıklara dayanıklı domates üretmek için domates tohumlarını geliştirmesi de inovasyondur. Diğer bir firmanın, insan sağlığı için yararlı bir yağ olan Omega 3 içeren yumurtalar üretmesi ve bunları çocukların ilgisini çekecek ve onları yumurta yemeğe özendirecek şekilde güzel paketler içinde satması da bir inovasyondur. Ya da bir hastane, hastalarının tahlil sonuçlarını internetten görebilmelerini sağlıyorsa o da İnovasyon yapmış olur. Yukarıdaki örneklerde bahsettiğimiz, hasta tahlil sonuçlarını internetten veren hastane, buruşmayan kumaşı, verimli domates tohumlarını ve Omega 3’lü yumurtaları üretip satan firmalar diğer hastanelere ve firmalara göre rekabet avantajı kazanırlar. Yani bu tür hizmet ve ürünlerin alıcıları ve kullanıcıları, rakip konumdaki diğer hastanelerin ve firmaların yerine bu hastaneyi ve firmaları tercih ederler. Dolayısıyla bu hastane ve firmalar daha çok müşteri çeker; daha çok ürün satar ve daha büyük gelir elde ederler. Böylece daha hızlı büyürler; daha çok insana iş imkânı sağlarlar. Ürünlerini iç pazarda satmakla yetinmeyip ihraç da ederler. Bu da işlerini daha da büyütmeleri ve kendi ülkelerinin kalkınmasına ve gelişmesine büyük katkı sağlamaları anlamına gelir. Bu nedenle, İnovasyon yapan firmaların, hastanelerin, restoranların, marketlerin, otellerin, bankaların vb. (yani işletmelerin) bulunduğu ülkelerde işsizlik azalır; kişilerin kazançları artar; herkes daha iyi şartlarda yaşamaya başlar. Bir ülkede ne kadar çok İnovasyon yapan işletme varsa, o ülkenin insanlarının yaşam kalitesi ve refahı o kadar artar. İnsanlar çok daha iyi şartlarda yaşar; çok daha iyi hizmetlerden yararlanır ve çok daha yüksek gelirler elde ederler. Aynı zamanda ülkenin de rekabet gücü artar. Bunun anlamı ise, o ülkenin diğer ülkelere göre daha güçlü bir konuma yükselmesidir. Hepimizin arzusu ve isteği, herkesin daha iyi şartlarda yaşaması, ülkemizin ve toplumumuzun kalkınıp gelişmesi olduğuna göre bize bu kapıları açacak anahtar inovasyondur. Diğer Önemli Kavramlar İnovasyon ve türleriyle ilgili ayrıntılara girmeden önce bazı önemli kavramlara göz atmakta yarar var. Bu kavramlardan ilki “pazar”. Pazar, bir ürünün veya hizmetin gerçek alıcılarını ve potansiyel (alma ihtimali olan) alıcılarını ifade eder. İşletmeler, ürün ve hizmetlerini genellikle pazardaki belli alıcı gruplarına hitap edecek şekilde tasarlar ve sunarlar. Bu alıcı gruplarına hedef pazar adı verilir. Yukarıda sözü edilen örneklerdeki Omega 3’lü yumurtaları üreten işletmenin, yumurta paketlerini çocukların ilgisini çekecek şekilde hazırladığını söylemiştik. Bu onun yumurtaları çocuklara satmayı hedeflediğini; dolayısıyla da bu işletmenin Omega 3’lü yumurtalardaki hedef pazarını çocukların oluşturduğunu gösterir. Yıkanınca buruşmayan ve ütü gerektirmeyen kumaşı kullanarak beyaz masa örtüleri diken ve bunları pazara sunan bir işletmenin hedef pazarını restoranlar oluşturur. İnternetten tahlil sonuçlarını veren hastanenin hedef pazarını ise interneti kullanmayı bilen ve internete erişme imkanı olan eğitim ve gelir düzeyi yüksek hastalar oluşturur. İşletmelerin, ürün ve hizmetlerini satmak için yaptıkları planlama, fiyatlandırma (yani ürünün ve hizmetin fiyatının ne olacağını belirleme), tanıtma (reklam yapma) ve dağıtma (marketlere gönderme ya da internet üzerinden satma) sürecine pazarlama denir. İnovasyon Türleri: Eğitimde inovasyon: Yeni eğitim ve öğretim modelleri üzerinde bütün dünyada ciddi çalışmalar devam etmektedir. Bu konunun tüm aktörler tarafından inovasyone edilmesi daha doğru bir yöntem olacaktır. Konuyla ilgili olarak önce okullarda eğitimcilere ve okul idaresine yönelik olarak, daha sonra öğrencilere ve de en son velilere dönük çeşitli inovasyon çalışmalarının yapılması zorunlu gözükmektedir. Önümüzdeki on yıllık süre eğitim ve öğretim kalıplarının aşılması gereken dönem olacaktır. Genç insanların algı düzeylerindeki değişmelere paralel değişimler geliştirilmesi işin püf noktasını oluşturmaktadır. Ürün inovasyonu: Bir işletme tarafından pazara sunulan, elle tutulup gözle görülen nesneler ürün olarak adlandırılır. Bir işletmenin farklı, yeni, değişik bir ürün geliştirmesi ve bunu pazara sunması ürün inovasyonu yapması anlamına gelir. Ancak işletmelerin ürün inovasyonu yapmak için illa ki yeni bir ürün üretmeleri gerekmez. Var olan ürünlerini daha iyi, daha kaliteli, daha üstün özelliklerde yapmak için değiştirir ve farklılaştırırlarsa da ürün inovasyonu yapmış olurlar. Yukarıdaki örneklerde bahsettiğimiz kumaş, domates tohumu ve yumurta birer üründür. Bunların, pazardaki diğer kumaşlardan, domates tohumlarından ve yumurtalardan farklı ve değişik olacak şekilde geliştirilip üretilmeleriyle yapılan da ürün inovasyonudur. Yani, buruşmayan kumaş, daha verimli ve hastalıklara dayanıklı domates tohumu ve çekici ambalajlarda satılan Omega 3’lü yumurtalar ayrı ayrı birer ürün inovasyonudur. Hizmet inovasyonu: Bir işletme tarafından pazara sunulan, alıcılara sağlanan faydalar hizmet olarak adlandırılır. İşletmeler hem ürün hem de hizmet sunabildikleri gibi sadece ürün veya sadece hizmet sunabilirler. Örneğin, hastaneler ve oteller genellikle sadece hizmet sunarlar. Ama restoranlar hem hizmet hem de ürün sunarlar (Yemekler onların ürünleridir.). Bir bilgisayar üreticisi ürün sunar; bilgisayar onun ürünüdür. Ama sattığı bilgisayarı evimize kadar teslim ederse veya daha sonra bunun bakımını ve tamirini yaparsa hizmet sunmuş olur. Bir işletmenin yeni, farklı ve değişik bir hizmet geliştirip bunu müşterilerine sunması hizmet inovasyonudur. Ürün inovasyonunda olduğu gibi hizmet inovasyonunda da daha önce sunulmayan bir hizmeti sunmak şart değildir. Zaten sunulmakta olan hizmetleri daha çok müşteri çekecek şekilde değiştirmek ve farklılaştırmak da hizmet inovasyonu yapmak anlamına gelir. Bir hastanenin hastalarına elden vermekte olduğu tahlil sonuçlarını internetten veriyor olması bir hizmet inovasyonudur. Böylece, hastalarının işini kolaylaştırmış; tahlil sonuçlarını almak için hastaneye gitme zahmetinden kurtarmış olur. Böyle bir hizmet sunduğu için de uzak mesafelerde oturan ya da işleri çok yoğun olan hastalar, bu hizmeti sunmayan diğer hastanelere gitmek yerine, o hastaneye gitmeyi tercih ederler. Pazarlama inovasyonu: Ürün ve hizmetler pazara sunulmak amacıyla geliştirilir ve üretilir. Ürün ve hizmetlerin daha çok satılması için daha fazla sayıda müşteri çekebiliyor olması gerekir. Daha fazla müşteri çekebilmek için ürün ve hizmetlerde farklı, değişik ve yeni tasarımların, ambalajların ve pazarlama yöntemlerinin geliştirilip kullanılması pazarlama inovasyonu olarak adlandırılır. Önceki bölümlerde sözü edilen Omega 3’lü yumurtaları çocukların ilgisini çekecek ve onları yumurta yemeğe özendirecek şekilde değişik paketlerde pazara sunan firma, pazarlama inovasyonu yapmış olur. Pazarlama inovasyonuna başka bir örnek olarak internet üzerinden yemek siparişi alıp bu siparişlerin müşterilere ulaştırılmasını verebiliriz. Bu hizmeti veren işletme, Türkiye’nin çeşitli illerinde yaşayan kişilerin o ildeki restoranlardan getirtecekleri yemekleri İnternet üzerinden sipariş etmelerine olanak sağlayabilir. Bu şekilde, örneğin Erzurum’da oturan bir kişi, evine yemek siparişi verecekse bunu işletmenin web sitesi adresini girerek yapabilir. Böylece kendi şehrinde bulunan ve bu siteye kayıt yaptırmış olan restoranlardan istediği yemeği seçip evine getirilmesini sağlayabilir. Yemeklerini bu şekilde satmakta olan restoranlar pazarlama inovasyonu yapmış olurlar ve böylece internette yer almayan restoranlara göre rekabet avantajı kazanırlar. Bu restoranların yer aldığı internet sitesini işleten firma da hizmet inovasyonu yapmış olur. Daha önce kimsenin sunmadığı bir hizmeti sunarak (internetten yemek sipariş etme hizmeti) gelir elde eder ve işini büyütür. Organizasyonel inovasyon: İşletmeler sadece ürün ve hizmetlerini geliştirip farklılaştırarak inovasyon yapmazlar. Bir işletmenin rekabet avantajı yakalayıp bunu koruyabilmesi için çalışma ve iş yapış yöntemlerini geliştirmesi, farklılaştırması ve yenilemesi gerekir. Bu, geliştirme, farklılaştırma ve yenileme faaliyeti Organizasyonel inovasyon olarak adlandırılır. Örneğin, bir firmanın Japonlar tarafından 1990’larda geliştirilen “sürekli iyileştirme” (kaizen) yöntemini kullanmaya başlaması bir organizasyon el inovasyondur. Bu yönteme göre işçiler de dâhil olmak üzere bir firmadaki tüm çalışanlar yaptıkları işle ilgili süreçleri iyileştirme konusunda söz sahibidir ve sürekli olarak bu iyileştirme fikirlerine kafa yorarlar. Önerilen iyileştirme fikirleri yöneticiler tarafından değerlendirilir ve uygun bulunanlar uygulamaya konulur. Bu yöntem sayesinde başta Japon firmaları olmak üzere, dünya genelinde sektöründe lider pek çok firma en düşük maliyet ve en yüksek kaliteyle üretim yapıp rakiplerinin önüne geçmeyi başarmıştır. Bunun bir sonucu olarak da sürekli büyüyüp istihdam yaratarak ülke ekonomilerine ve toplumlarına büyük faydalar sağlamaktadırlar. İnovasyon Nasıl Yapılır? İşletmelerin rekabet avantajlarını koruyabilmeleri için sürekli inovasyon yapmaları gerekir. Bunun için de ürettikleri ürünleri ve sundukları hizmetleri daha iyi, daha yararlı, daha kaliteli ve daha çekici hâle getirmenin; yaptıkları işleri daha iyi, daha etkin ve daha verimli yapmanın yollarını ararlar. Müşterilerin değişen ihtiyaçları, yeni müşteri istekleri, teknolojideki gelişmeler gibi pek çok fırsat onların inovasyon fikirleri geliştirmelerini sağlar. Örneğin, müşterilerin doğal besinlerle sağlıklı beslenmeye yönelik artan ilgilerini fark eden bir firma “organik süt” üretmeye başlayabilir. Organik süt, tamamen doğal ve sağlıklı bir ortamda yetişen ineklerden alınır ve yine doğal ve sağlıklı bir süreçten geçirilerek nakledilip işlenir. Sağlıklı ve doğal beslenmek isteyen müşteriler diğer sütler yerine organik süt üreten işletmenin sütlerini tercih ederler. Dolayısıyla bu işletme, müşterilerin değişen ihtiyaçlarına (sağlıklı beslenme) ve yeni müşteri isteklerine (doğal ürünler kullanma) cevap vermiş; bu fırsatları kullanarak inovasyon yapmış olur. Teknolojideki gelişmelerle yakalanan inovasyon fırsatlarına güzel bir örnek, yukarıda sözü edilen internet üzerinden yemek siparişi alan işletmenin faaliyetleri gösterilebilir. Bilişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeleri iyi takip eden ve insanların daha fazla internet kullanıyor olmalarını fırsat bilen işletme, internet üzerinden sipariş verilmesini sağlayan siteyi kurarak bu fırsatı daha önce yakalayıp değerlendirmeyi düşünemeyenlerin önüne geçer. Yine teknolojik gelişmelerle yapılan bir inovasyon örneği, nanoteknolojiyi kullanan boyalardır. Günümüzde hızla gelişen ve gelecekte hayatımızda büyük farklar yaratacak olan önemli bir teknoloji olan nanoteknoloji, pek çok alanda önemli inovasyonlar için fırsat yaratmaktadır. Nanoteknoloji, tekstil, boya, taş, su arıtma, elektronik, sağlık, otomotiv, bilgisayar teknolojisi ve sanayinin tüm kollarında devrim yaratacak nitelikte bir teknolojidir. Nanoteknoloji sayesinde, Amerika ve Uzakdoğu ülkelerinde zor kirlenen kumaşlar, kırılmayan dayanıklı camlar, kolay çizilmeyen otomobiller, buzdolabında bozulmayan ürünler, bakteri üremesini engelleyen ürünler, sıcağı soğuğu geçirmeyen yalıtım malzemeleri, havayı fotosentez yapan nano partikülleri geliştirilmiş ve hayata geçirilmiştir. Ülkemizde de nanoteknolojinin kullanılmasıyla geliştirilen boyalar rakiplerine göre önemli rekabet avantajı kazanmış durumdadır. Sosyal İnovasyon: "İhtiyaç sahiplerine sadece balık vermek yetmez, balık tutmayı öğretmekte yetmez, tutulan balıklardan kendi ihtiyacı dışında kalanların ticari hale getirilip, kendisine, ailesine, ülkesine katkıda bulunacak hale, yani balık endüstrisine girinceye kadar devam ettirebilecek bir projeye dönüştürebilirsek ancak toplumsal gelişimi sağlamış oluruz." Yaşanan bir dizi değişim ve gelişimle birlikte insanımız; kendisiyle, çevresi ile barışık olmayan tarihini, coğrafyasını bilmeyen bir çerçeve çizmektedir. İnovasyon hepinizin bildiği gibi; yenilik ve bu yeniliklerin uygulanması ile oluşabilecek alanları içerir. Bu yenilikleri yapmak keşif ile olur bu keşif önce insanın kendini keşfetmesi sonra çevre ve çevredeki diğer varlıkları keşfetmesi ile başlar. Ülkemizde kendine değer vermeyen kendi potansiyeline tanımayan kendi değerlerini bilmeyen veya bilinen değerleri küçük gören bireylerin çoğaldığı bir zamanı görmekteyiz. Hal böyle iken kendini keşfetmek yenilenmenin ön önemli adımıdır. Öncelikle kendimizi ve çevremizi keşfetmeliyiz. Kendimizi tanıdığımızda kendi değerlerimizin de gün yüzüne çıkmasına ciddi katkıda bulunacağız. Bilim adamı önce keşfeder sonra yenilik yapar. Bu cümleden hareketle eğer yenilik yapmak gelişmek istiyorsak kendimizi keşfetmemiz gerekiyor. Sosyal inovasyon..(1) yazımda da bahsettiğim gibi Dünyada 177 ülke arasında İnsani Gelişme Endeksine göre ülkemiz refah seviyemizin artmasına karşılık refah seviyesi daha düşük ülkelerden bile geride olduğu gözleniyor. Bu aradaki açık ancak ve ancak Sosyal inovasyon projeleri ile aşılanabilinir. Bu projeler de sosyal girişimciler tarafından hayata geçirilebilinir. Kimdir bu sosyal girişimciler? Girişimci ruhuna sahip, kendine güvenen daha doğrusu kendini keşfetmiş, bilgi birikimini, zekasını ve geliştirdiği yenilikçi pazarlama yöntemlerini toplumun yoksul ve ihtiyaç sahiplerinin çıkarları doğrultusunda hizmet sunan kişi ve organizasyonlardır. Sosyal girişimcilerin asıl alanları, devletin elinin uzanamadığı, gelir dağılımının adil olarak dağıtılmadığı kesimler ile özel sektörün, risk alamadığı, karlı bulmadığı yatırım alanlarıdır. Sosyal girişimci pazardaki süreçlere bakar, tıkanıklıkları tespit eder, süreçteki aksaklıkları fark eder ve aksaklıkları gidererek iş yapar. Bir başka deyişle, sosyal girişimciler, sadece balık vermek ya da balık tutmayı öğretmekle yetinmez, balık endüstrisine katkı koyuncaya kadar çalışırlar. Ancak süreç o zaman tamamlanır. Sosyal girişimciler kar amacı gütmezler. Hayırsever kişi ve hayırsever guruplar gibi de değillerdir. Sadece yardım yapan kişi hayırseverdir. Sosyal girişimci ise yardım alma konumunda olan kişilere insanların satın almak isteyeceği mal ve hizmetler üretebilme başarısını göstermiş projelere imza atmış kişilere denir. Yardım kültürünün sulandırıldığı ülkemizde derhal sosyal inovasyon projeleri oluşturulmalıdır. Ayrıca bu projeleri geliştirebilecek sosyal girişimciler ihtiyaç vardır. Dünyada çok konuşulan iki sosyal inovasyon projesinden bahsetmek istiyorum. Cristobal Colon İspanya'da Psikiyatri okudu, okul bittikten sonra akıl hastası diye bilinen kişilerin tedavilerinde bir hastanede çalıştı. Hastanede çalışırken hastaları meşgul etmek için hazırlanan terapi seanslarının hastaların tevdilerinde yetersiz olduğuna karar verdi. Onların tedavilerinin ancak gerçek bir şirkette iş sahibi olarak çalışarak, üreterek, hayatlarına bir anlam, değer katarak yapılacağı düşüncesi onu daha önceden bildiği mandıra işine girmesine sebep oldu. İspanyada başarılıda oldular. La Fegada markası ile İspanya'da Nestle ve Danone'den sonra en büyük üçüncü pazar payına sahip yoğurt şirketini kurdular. Farouk Jiwa Kenya'da kurduğu Honey Care isimli bir şirketle sivil toplum kuruluşlarının da katkısı ile mikro kredi ağını kurdu. Bu sayede 2500 yoksul arı yetiştiricisini teknik arıcılıkla tanıştırdı. Onlara yeni yöntemlerle ilgili eğitim verdi. Bu sayede üretici, yetiştirdiği baldan para kazanmaya başladı. Son 5 yılda yerel bal pazarının yüzde 27-30'unu eline geçirdi. İnanıyorum ki ülkemizde de ciddi keşfedilmemiş bakir alanlar var. Bu alanlar sosyal girişimcileri ve Sosyal inovasyon projelerini bekliyor... |